Fotoğraf bitti!

Bir arkadaşımla Beyoğlu’nda yürüyorduk. Sanat Dünyamız dergisini almış, bir dönemde öğrenci-hoca olduğumuzdan herhalde; hocam, dedi, derginin kapağını göstererek, “Fotoğraf nerede biter?” Burada dedim, Galatasaray’dayız, burada bitebilir. Sorunun çerçevesi belli olmadığından, nerede’nin en kısa cevabı da burada olmalıydı elbette. Nasıl yani, dedi. Çıkardım Iphone’umu bastım tetiğine. Bitirdim fotoğrafı.

Kameramın aynası kırıkmış ne çıkar, çekerim yine de, fotoğraf böyle bir şey işte.

Sürekli inkar, sürekli güven, sürekli iddia… Ne badireler atlattı fotoğraf, yerini ve önemini hiç kaybetmedi yine de. Her yenilikte – ki bu yenilik hep teknik bir aşamaydı- “Fotoğraf bitti!” denildi. O ise her defasında inkar ve güveni toprak ve gübre gibi kullandı. Bulunduğu yerde yeniden ve yeniden “bitti”. Çenebazların çıkardığı uğultu değildi onu besleyen, zaman ve teknolojiydi. Rahmetli Seyit Ali Ak son günlerinde rastlaştığımız Ara Kafe’de “Fotoğraf kör bir iş, Ahmet.” derken ne demek istiyordu diye düşünmeden edemiyorum şimdilerde. Zaman (bugün olarak zaman) ve teknoloji fotoğrafı GDF (Genetiği Değiştirilmiş Fotoğraf) olarak hep yeniden ve ısrarla piyasaya sürdü. İşte biz de tüketiyoruz. Ha barkotlu GDO, ha da karekodlu GDF. Tüketiyoruz, önemli olan bu, hem de doymak bilmeyen bir iştahla. Onu nerede yediğimizin pek önemi yok, istersen bir sanat dergisinde ye, istersen de bizim köşebaşındaki vesikalıkçıda.

Üretenler bir tarafa, ki meydan reklam yaptığı halde fotoğraf yaptığını (ürettiğini) iddia edenlerden geçilmiyor, peki biz kimiz? Fotoğrafı tüketenler kimler?

“Fotoğraf bitti” demek tarihi boyunca her an söz konusuydu; çünkü onu bir tanımın içinde kullanıyorlardı. Söz hakkı (tanımlama olanağı) da onlarda; fotoğraf tarihini yazanlardaydı. Tarihinin her sayfasında kendini kanıtlamakla uğraşan “Fotoğraf” taraf olanla karşı olanın tartışmasında kendine tanım aradı. Medya ile bağı anne ile çocuk kadar yakın olan fotoğraf hep “birilerinin” gazabına uğradı. Bir satış geliştirme taktiği olarak boşuna aldığı övgüleri de aynı kanallarda izledik. Oysa fotoğraf onun gerçek ve güçlü tüketicisi halk tarafından bir tanıma da ihtiyaç duymaksızın kullanıldı. Bugün marketteki rafta ne varsa onu yiyoruz. GDO’lar nedeniyle sağlığımız tehdit altında olsa da kimin umurunda. “Ekonomi yolunda, bize güvenin, siz en iyisine layıksınız” diyorlar, tüketiyoruz. Radyasyonlu çayı, fındığı da aynı terane ile yedirmediler mi? Bugün de aynı risk altında yaşamadığımızı kim iddia edebilir? İşte GDF da aynı sonuçları yaratıyor. Süper şık ve yüksek teknoloji ürünü bir ambalaja sahip oldukça paketin içindekinin ne önemi var? Eğer toplum(lar) direnç göstermiyorsa bize sunulan bir yutturmaca da olsa kabul ediyoruz. Eski domatesler daha lezzetliydi demek boşuna, sana ne yediriyorlar sen onu bil.

Biz lisenin önünde (GS) sohbet ededuralım, önümüzden insanlar geçiyor, tramvay geçiyor, polisler geçiyor, çöp aracı geçiyor, taksi geçiyor, zaman geçiyor… Fotoğraf ne yapıyordu, belge olduğunda veya sanat olduğunda? Geçen zamanı durdurup saptıyordu. Fotoğraf bu anlamda bitmedi, elimdeki cep telefonu 8mp jpeg fotoğraf çekiyor! Eskiden şu film bu objektif derdik. Fotoğrafı fotoğrafçı çeker, nağmeleri kulağımda çınlıyor, ne yani fotoğrafı fotoğrafçılar mı bitirdi? Dün neyse bugün de öyle. Fotoğrafın bittiği falan yok. Çekiyoruz işte! Sadece tanımı değişti, değişiyor ve hep değişecek. Birileri de çanak boş durmasın diye -Bitti… bitiyor… diye çene çalacak. O günlerden birinde Ali (Öz) de orada Galatasaray Lisesi’nin önündeyken rastladık ve o çalışıyordu; “Fotoğraf” çekiyordu. İnsanlara eziyet edilirken fotoğrafçının muhabbet edecek vakti olmaz.

Bu arada bitmemiş olduğu zamanlarda memleketin orasında burasında fotoğraflar çekip, onu buna, bunu ona çakıp, ortaya “gizemli” sanatsal fotoğraflar çıkaran fotoğrafçılarımız oldu. Elbet bizim kuşaktan. Onlara ne diyeyim, özgünlük fotoğrafın temel unsuru, anlayan çıksaydı, “Fotoğraf bitmiş yahu!” derdi herhalde. Ne oldu peki, ‘güvenilir’ olduğu için fotoğrafları Anadoluyu anlatan sosyolojik eserlerde belge olarak kullanıldı, dikkatli göz için fotoğraf hiç bir zaman bitmez! Bir dönemin güvenliliği veya kaypaklığı da tarihçinin sorunu, arasınlar bulsunlar. Aksi halde belge diye fotoğrafı kullanmak abes olur. Fotoğrafın olanakları geniş, önemli olan fotoğrafçının bunları nasıl kullandığı. Deklanşöre basarken de, fotoğrafı basıp yayınlarken de vicdanının sesini dinlemiyorlarsa fotoğrafı fotoğrafçılar bitiriyor demektir. Bundan sonrası mühendislerin işi ve onlara müteşekkirim. Ne istiyorsak yapıyorlar yahu, mandayı söğüt dalına çıkarmak işten bile değil!

Benim burada size gösterdiklerim ise biten fotoğrafa (ya da diyelim ki belki de başlayan fotoğrafa) örneklerim, ama şimdi bunlara fotoğraf mı diyeceksiniz? Ne derseniz deyin, ben sadece düğmeye bastım, fotoğrafları çektim. Ne montaj, ne müdahale… pür fotoğraf işte, deklanşöre bas, işi bitir. Elbette bunlar da fotoğraf, hem de tazesinden GDF. Ama yine de deneysel gibi yorumlara diyeceğim yok, yıllar evvel (80 kuşağı) bir grup genç fotoğrafçının yeni yaklaşımları sergilendiğinde galeriler tıkabasa dolardı. O zaman da fotoğraf 5 kuruş etmezdi ama hiç olmazsa nedir ne değildir diye kuşaklar arası hararetli tartışmalar yaşanırdı. Bir fotomontaj yapacağız diye göbeğimiz çatlardı. Şimdi sokakta yürürken fotoğrafın suyunu sıkabilirsin.

Ne diyelim, insanlığın belleğini yansıtan ayna kırılmış, insanlar ne geçmişlerine bakabiliyor, ne de geleceklerini tahayyül edebiliyor. Kalpler kırık, vicdanlar kör. Fotoğraf tam da zamanın bu haline uygun, ruhuna.

Sen sen ol, GDF görürsen temkinli ol, belki fotoğraf bitmiştir de baktığın başka bir şeydir!

Fotoğraflar İstanbul, Wanju ve Seul’de Iphone ile çekilmiştir. (Slit scan camera app vb kullanılmamıştır.) ©2013,  Ahmet Özyurt, Avanos, 12 Eylül 2013.

(Fotoğrafları büyük görmek için üzerine tıklayın.)

İlgili:https://ahmetozyurt.com/2014/01/18/kirgin-doga-kapadokya/

Seul, Kore.

Seul, Kore.
Seul, Kore.

Seul, Kore.

Seul, Kore.

Seul, Kore.

Seul, Kore.

Seul, Kore.

Samnye, Wanju, Kore.

Samnye, Wanju, Kore.

Samnye, Wanju, Kore.

Samnye, Wanju, Kore.

Samnye, Wanju, Kore.

Samnye, Wanju, Kore.

Samnye, Wanju, Kore.

Samnye, Wanju, Kore.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Beyoğlu, İstanbul.

Beyoğlu, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Beyoğlu, İstanbul.

Beyoğlu, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Beyoğlu, İstanbul.

Beyoğlu, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galatasaray, İstanbul.

Galata, İstanbul.

Galata, İstanbul.

Galata Kulesi, İstanbul.

Galata Kulesi, İstanbul.

Galata Kulesi, İstanbul.

Galata Kulesi, İstanbul.

Reklamlar

Fotoğraf bitti!” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s