YOSEMITE!

Benim için resim sanatında Leonardo ne ise fotoğrafta Ansel Adams odur. Onun yüzünden bir ulusal parkta yaşıyorum. Onun yüzünden manzara fotoğrafı çekiyorum. Onun yüzünden fotoğrafın ülkemdeki haline rağmen yılmıyorum…

Bugün bilgisayarıma yeni bir sistem yükledim. Çok taze, bugün devreye alındı. Adı: Yosemite!

Bu sözcük nedeniyle size bir not yazmak istedim; Kapadokya’da yaşayan fotoğrafçı arkadaşlarım, bu notumu öncelikle sizlere yazıyorum.

Yıllardır birincil mesleğim olan grafik sanatı nedeniyle bilgisayar kullanıyorum. Bugün iş hayatını terketmiş olsam da şu ısırılmış elmanın büyüsünden kendimi kurtaramadım. İtiraf edeyim ki bunu hiç istemedim. Çünkü bu alet insanoğlunun yarattığı teknoloji sayesinde aralarındaki ilişkileri nasıl geliştirebilecekleri konusunda benim için yükseldikleri uygarlık seviyesinin bir göstergesi. Ancak onu hakkıyla kullanabilmek için dalında masum ama tahrikkar duran olgun bir elmaya ısırık atma cüretine de sahip olmak gerek.

İşte bu sisteme Yosemite adını vermişler. Boşuna olmasa gerek. Fotoğrafçılara, doğaseverlere bir jest bence. Sanki bize, siz içinde yaşadığınız doğayı yansıtabileceğinizi mi düşünüyorsunuz, der gibi. Alaysı bir tavır da seziyorum. Hak vermek gerek; iki nedenle: Kapadokya’yı Yosemite gibi fotoğraflayabilir miyiz? Fotoğraflarınız bu bilgisayarda işlenmeyi hak ediyor mu? diye sorar gibi. İşte bu iki ortam; bir doğa parkı sistemi olarak Yosemite ve bir bilgisayar sistemi olarak Yosemite, Kapadokya’nın nasıl fotoğraflanacağı konusunda pek çok bilgi içeriyor.

Birinci Yosemite bir milli park, Kapadokya gibi. Bir fotoğrafçı tarafından fotoğrafları çekilmiş doğal park. Bu bakımdan Kapadokya’ya benziyor.

İkinci Yosemite bir bilgisayar sistemi, pek çok alan yanında fotoğrafçılara da iyi fotoğrafa giden yolda yardımcı olmak için tasarlanmış. Ve yolun adını bir milli parktan alıyor, çünkü Ansel Adams o milli parkın fotoğraflarını öyle çekmiş ki dahası mucize olurdu, bu bakımdan da fotoğrafçılara gönderme yapıyor, Kapadokyalı fotoğrafçılara örnek teşkil ediyor.

Bir milli park düşünün ki, ortasında bir fotoğraf galerisi olsun ve kendisi kadar hatta daha fazla ziyaret edilsin, tanınsın, onsuz olamasın.

Bir fotoğrafçı düşünün ki ömrünü bir doğa parkına adamış ve yaşamında bunun geri dönüşünü, hayrını görmüş, en çok da doğanın kendisi ve doğaseverler bu fotoğraflardan nasiplenmiş. (Ekonomik sonuçlarına da ekonomistler ve siyasiler baksın, kimbilir oralara gidip gezenler bile vardır aralarında, belki akıllarına yatar…)

Lafı uzatmaya gerek yok, arkadaşlar, alttaki linkleri ziyaret edin, söze gerek kalmayacak.

Önümüzdeki günlerde “Ansel Adams ve Manzara Fotoğrafçılığı” konulu bir çalışma yapmak ve sizlerle paylaşmak isterim… O gün detaylara girer, fotoğrafın derin vadilerinde dolaşırız. Büyük Usta’yı da anmış oluruz.

http://shop.anseladams.com/category_s/2.htm

http://www.nps.gov/yose/photosmultimedia/ynn.htm

http://www.anseladams.com/yosemite-gallery/

Reklamlar

YOSEMITE!” üzerine 2 yorum

    • Ahmet Özyurt dedi ki:

      İki park ve iki fotoğrafçı arasındaki farklar orantılı… Kapadokya parkı Yosemite parkı gibi işletilebildiği günler geldiğinde bizde de A.A. gibi bir usta çıkar umarım…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s