KORE – TÜRKİYE DAĞ FOTOĞRAF SERGİSİ

한-터-산-사진전-초청장_Page_1

10 Kasım 2017 – 20 Kasım 2017

Kore Kültür Merkezi, Paris Caddesi, No:74, Çankaya, Ankara

http://tr.korean-culture.org/tr/welcome

Sergi ile ilgili kişisel bilgilerim:

Türkçe
Ahmet Özyurt / Biyografi
1961 yılında Bursa’da doğdum. 1983 yılında İstanbul Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden mezun oldum.
Fotoğraf Sanatı dergisinde tasarımcı, Atlas dergisinde fotoğrafçı olarak çalıştım. İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesinde fotoğraf tasarımı ve belgesel fotoğraf dersleri verdim. 1980 yılından 2006 yılına kadar İstanbul’da tanıtım alanında çeşitli şirketlerde ve kendi şirketimde grafiker, tasarımcı, fotoğrafçı olarak çalıştım. Magma dergisi fotoğraf ekibindeyim.
Türkiye, Japonya ve Kore’de kişisel fotoğraf sergileri açtım. Ticari olmayan fotoğrafçılık alanındaki kişisel çalışmalarımı on yıldır yaşadığım Kapadokya’da sürdürüyorum. Avanos’ta açtığım küçük bir sanat galerisinde çeşitli sanat etkinlikleri yapıyorum.

Fotoğraf / Yaklaşım
Fotoğrafla tanıştığım yetmişli yıllarda fotoğrafı bir oyun gibi görmüştüm. Güzel sanatlar öğrenimim sırasında bu oyunun inceliklerine iyice meraklandım ve deneysel fotoğrafçılığa ilgimi yoğunlaştırdım. Bu yöndeki çalışmalarımı halen sürdürüyor olsam da yayınlanmış ve sergilenmiş çalışmalarım öncelikle doğa ve kültür alanında belgesel nitelikli oldu.
Doğanın canlılığı yaşamımı derinden etkiledi. Onu bir dost olarak gördüm ve sırlarımı ona açtıkça onun da sırları olduğunu, onunla ancak tam bir birliktelikle tanışabileceğimi farkettim. Ülkemin pek çok dağına, yaylalarına, çöllerine ve bereketli ovalarına seyahatler yaptım. Oralarda yaşayan insanlarla tanıştım, onların doğayla safiyetli ilişkilerine tanık oldum. Doğayı anlamak için sürekli fotoğraf çektim, fotoğraf doğayla ilişkimi belirleyen araç oldu. Doğanın insana tanıdığı özgürlükleri doğru yorumlamanın yaşamımızı olumlu etkileyeceğine inandım; onun acımasızca görünen etkinliklerinin olumsuz sonuçlarını onun kötülüğüne değil, insanın onu tanımamasına, onunla uyumlu bir yaşamı tasarlayamamasına bağlıyorum.
Fotoğrafın yanında edebiyat ve seramikle de ilgileniyorum. Bu disiplinler vizörümden bakışımı etkiliyor, teselli ve umudu onlarda buluyorum. En acımasız olduğunda da, vicdanla yoğrulmuş çıplak haliyle de gerçeği fotoğraf ve edebiyatla meşgul olduğumda görebiliyorum. Bu uğraşlarım tüm duyu ve duygularımı canlı tutuyor, beni öğrenmeye, felsefi derinliklerine inmeye zorluyor, yaşamı ve yaşadığımı hissettiriyor.

Sergi / “Anadolu Avarızı”
Anadolu avarızının oluşumunda büyük volkanların etkisi temeldir. Volkanların çevresinde yüzeyi oluşturan volkanik kül arazinin çıplaklığına neden olmuştur. Karasal iklimin etkileriyle oluşan aşınmalarla da Kapadokyada olduğu gibi acayip denilebilecek bir avarız oluşmuştur. İnsanın müdahalelerini de eklediğimizde bu süreç yeryüzünde benzersiz bir bölge olarak Anadoluyu doğa ve kültür fotoğrafçısı için adeta harikalar diyarı haline getirmiştir.
Güneyde Toroslar ve kuzeyde Doğu Karadeniz Dağları Anadolu sıra dağlarının ön görkemlileridir. Bu dağlar bitki örtüsü bakımından da zengindir. Ancak Anadolu dağlarından söz edilecekse her biri çevrelerindeki yaşama etkileri bakımından tarihsel öneme de sahip olan konik volkanlar bir fotoğrafçı olarak benim için ikonlaşmışlardır.
Coğrafi bölgelerin inişli çıkışlı, düzlük ve engebeli oluşu dönemsel olarak ekonomik ve siyasi açılardan farklı algı ve yorumlara neden olmuş ve olmaktadır. Örneğin Kapadokya’daki bir zamanlar işe yaramaz taşlar olarak görülen peribacaları (doğal kaya kuleler) günümüzde geçmiş zamanların yüksek değeri üzüm bağı düzlüklerinin yerini almış, bölge insanının gelir kaynağı olan turizmin birincil değeri haline gelmiştir. Bu süreçte üzüm bağları ise tahrip olmuş ya da yer yer tamamen yok olmuştur.
Dönemsel yaklaşımlar doğanın korunmasında, ekonominin uzun vadeli yapılanmasında sorunlar yaratmıştır. İnsanın doğa ile ilişkisi yerleşim ve üretim anlayışını etkilemiş, siyasi yorumların da etkisiyle sorunlara dönemsel ya da geçici çözümler üretmek insan yaşamını doğadan uzaklaştırırken yeni oluşan sosyal yaşamda da mutluluğu zor erişilir hale sokmuştur. Özellikle insanın en önemli sanatı ve verimliliği olan mimari yapılanmalar dönemsel inanç, anlayış, yaşamsal ve yasal zorunluluklar nedeniyle doğal, kültürel ve tarihi değerlerin bir taraftan oluşmasını sağlarken diğer taraftan da tahrip olmasına yol açmıştır.
İşte bu nedenlerle yaşamdaki iniş ve çıkışları da temsil eden “Avarız” Anadoluyu coğrafi özellikleri ile fotoğraf sanatı açısından çok geniş bir çalışma alanı haline getirmektedir.
02.10.2017

English

KOREA – TURKEY MOUNTAIN PHOTO EXHIBITION

10 Kasım 2017 – 20 Kasım 2017

Kore Kültür Merkezi, Paris Caddesi, No:74, Çankaya, Ankara

http://tr.korean-culture.org/tr/welcome

Personal information about the exhibition:

Ahmet Özyurt / Autobiography
I was born in Bursa, in 1961. I graduated from the Fine arts Faculty of Marmara University in Istanbul.
I worked at the Fotoğraf Sanatı magazine as a graphic designer and at Atlas magazine as a photographer. I am currently a member of the photographers team at Magma magazine. I taught photography design and documentary photography at Arts and Design Faculty in Yıldız Technical University. Between 1980 and 2006 I worked in advertisement field at multiple companies as well as my own company as a graphic artist, designer and a photographer in Istanbul.
I opened individual photography exhibitions in Turkey, Japan and Korea. I continue my personal non commercial work on photography in Cappadocia where I’ve been living for the last 10 years. I host a variety of arts activities in a small art gallery I opened in Avanos.
Photography / Approach
When I discovered photography in the 70’s I took it as a plaything. During my years as a fine arts student I learnt more about the intricacies of developing and focused more on my interest to experimental photography. Although I continued my work in this direction, my published and exhibited work has been primarily documentarily in nature and cultural areas.
The vividity of nature has a deep influence on my life. I regarded it as a close friend and the more I opened my secrets to it, the more I realised that it had secrets of its own, that only in complete unison could I really get to know it. I travelled to several mountains, highlands, deserts and lush lowlands in my country. I met people of these places and witnessed their pure relationship with the nature. I constantly took photos to comprehend the nature, photography became a tool that determined my relationship with nature. I came to believe that the interpretation of the freedom nature bestow upon humanity, could have a positive effect on our lives; I attribute its seemingly cruel acts to people’s ignorance of nature, their inability to design a harmonious way of life, not its malice.
Besides photography I am interested in literature and ceramics. These disciplines affect my view through my visor, I find consolation and hope in them. At its most brutal or kneaded with conscience, a naked state, I can see the truth when I employ myself in photography and literature. Such pursuits keep all my senses and sensibilities alive, force me to learn and venture the depths philosophically, makes me feel life itself and makes me feel alive.
Exhibition / “The Rugged Terrain of Anatolia”
Large volcanoes have played the greatest role in the forming of the rugged terrain of Anatolia. The volcanic ash, that makes up the surface around the volcanoes caused the land to be bare. With the erosion caused by the continental climate a rugged terrain was formed that can be called bizarre as it did in Cappadocia. Human effects added to this natural process, created Anatolia as a unique area on earth; a wonderland so to speak for a nature and culture photographer .
The Taurus mountains on the south and Eastern Black sea mountains on the north are the most grandiose mountain ranges in Anatolia. These mountains are also rich in natural vegetation. Yet if it is the mountains of Anatolia we are talking about, each with a significant importance both historically and in regard to their effects on life around them, the volcanoes are iconic to me as a photographer.
The way geographical areas are undulating, flat or rugged has been causing different perceptions and interpretations in economic and political aspects periodically. In example, the fairy chimneys (natural stone towers), the useless stones of the past have replaced the high value flat vineyards as the income of the locals, being the primary attraction of tourism. During this process vineyards have all but degraded or completely perished in places.
Periodical approaches have caused problems with protection of the nature and long-term development of economy. The relationship of the people with nature influenced their perception of settlement and production, political effects added to human life being separated from nature by finding periodical or temporary solutions to problems while made happiness more out of reach in the newly formed social life. Specifically architectural developments as the most important art and throughput of the human race shaped by the period’s belief systems, understanding, vital and legal obligations, on one hand formed the natural and cultural values while causing them to deteriorate on the other hand.
In this perspective as it also represents the ups and downs of life “the rugged terrain” of Anatolia’s geographical attributes create a large work environment in respect to the art of photography.
October 02, 2017

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s